Maviyanım

Maviyanım

Ne acı, kaybetmek için sahiplik! Ölümlüyü sevmek, ne korkulu iş!..Hayat mı, püf desem kopacak iplik, Çıkmaz sokaklarda varılmaz gidiş..

NEYİN KAYBOLDUYSA KENDİN ARA

17/1/2007
Kategori: yazdilar




Nedir bu kaybolan nesnelerden alıp veremediğin diye soracak olursanız, size varoluşun anlamının kaybolanı aramada saklı olduğunu söyleyebilirim. İnsanoğlu yeryüzündeki uyanışına yaratılmış olduğunu farkederek varır. Ama iş burada bitmez, burada başlar. Çünkü yaratılmış olmayı kavramak aynı zamanda kişinin noksanını bilmesi demektir. Bu da bir arayışı gerektirir. Nedir noksan? Nasıl, neyle giderilir? Kaybolduğunu hissettiğimiz ister heybe olsun, isterse deve, arayış başlamıştır; büyük arayış.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım Ya Rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?


İsmet Özel


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
4 yorum yazilmistir

2007-01-19 19:16:52 - arayış

Yazan: msimurg
ismet özel'in bu satırlarını zaman zaman içimden geçirdiğim olur.Aramak varsa bulmak ,buldurulmak ta vardır.
"Seni aramam için beni uzağa attın! Alemi benim, beni kendin için yarattın! " Necip.Fazıl K.

esselam
Bağlanti :: ::

2007-01-19 11:38:11 - Selamun Aleyküm...

Yazan: yagmurmah

Aminnnnn...
Yol göster bize Ya Rabbim.
Çıkar yolu göster,Çıkmaz sokaklarımızı çıkar eyle ...

Selamlarımla...
Bağlanti :: ::

2007-01-18 18:19:56 - hesaplaşma!

Yazan: isimsiz
/...ruhum, ey zavallı ruhum! fâniydin, fâni olanı istedin! Bir anlam veremiyorsun değil mi, korkuna şimdi? Hep çekip gidenlere, seni ardında bırakanlara dost edilmişsen ezelde, ne çare? Onlar çeker gider de sessiz sedasız, sen çakılır kalır mısın, emanet durduğun yeryüzünde. Sığışamaz mısın koca acunda cürmünce bir yere?/

...

/Ruhum göçebe benim. Oraya buraya uçar durur, yer tutamaz, konacak daimi bir dalı da olmaz asla. O, her dalı, ebedâ olmasa da, en azından belki adı yazılmıştır umuduyla geçici olarak bir kenarına ve belki boran, fırtına geçene kadar tutunacak bir dal bilip dururken o cılız dalı kendine, tam da fırtınanın orta yerinde kırılıverir de ilahi cilveyle, savrulur öteye beriye.
Ah, ruhum! Benim kendine bir saçakaltı bulamayan ruhum! Bir zamanlar, kendine uygun bir beden uydurması için şutlandığı yer olan dünyadan, bir süre sonra, yeniden âlem-i ervâha;
/adaptasyon güçlüğü çekiyor!/,
ya da;
/kabiliyetsizlikten iade!/ ya da /hükümsüzdür!/ damgasıyla, gerisin geriye postalanacak ruhum!

daha ilk kelamda;
/madem bir bedende durmayı becermeyip çuvallayacaktın da ne halt etmeye çıktın görücüye be nadan!/
zılgıtını yiyecek ruhum!

...

/Serseri ruhum benim, sana üç beden küçük, yerleşik bir nezirle başı hiç hoş olmayan, göçebelikte karar kılıp, yolculuklara demirleyen ruhum!
şimdi
de ki;
/git-mek/
kaç hece kelime?
de hele!

Bağlanti :: ::

2007-01-18 00:08:18 - merhaba

Yazan: senfoni
sonsuz bir amin...
arayış ve serüven devam ediyor...
selamlar.
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »